Sunday, June 20, 2010

Poems in Turkey

ÖKTEMAY
1.
Aramızda sırlı köprü var,
Gönüllere götürür bu yol.
Namazşamgül1 bizden haber al,
Yürekciğim hicranlarla kal.
Gerçi bizim yük-dertler ağır,
Kaldırır köprü ama bozulmaz.
Bağladığımız ipsiz rişteyi,
Biz istemezsek kimse üzemez.
Bu yoldan kah kaldırıp gamı
Kah neşeyi taşıp geçmekteyiz.
Pek çok uzayıverdi fırak
Bu yoldan bir haber beklemekteyiz.
Şımarık şu ümitlerimiz
Yorgunlaşır gücü kalmadan.
Eğilmekte metin bu köprü,
Özlemleri kaldıramadan.
Aramızda sırlı köprü var...
2.
Tan perdesini yayar serin havaya,
Döküle başlar sınırsız nurlar.
Koşarak çıkar gözün avuşturup şebade,
Şebnemde isteksiz otlar yıkanır
kendine süs verir kakıgül3 peri,
Cır-cır şarkı söyler ateş böcekler.
Suya düşerek boğulan arı
Kıyıda el-ele koşar kırk kızlar.
Elinde buğday var karıncanın,
Sabahleyin nerde o konuk olur
Hepsini görmekte olan goncanın,
Hayretten ağzı ap-açık kalır.

३.

1

***

Gözüm – kaynamakta olan bin gözlü kaynak,
Terekler yükselir kenarlarında.
Sular taşar gider kendin aşarak,
Yaprak-ahlar üçer ırmaklarında.
Bu kaynak acız ve çaresiz isyan,
Irmaklar biliyor hafizliğini.
Bu günlere aşikar göz yaş etmedim,
Belli etmemek için acızlığımı.
Hala tahkirlenen bu dünya varken,
Bin gözlü bu kaynak kaynar durmadan.
Şimdi göz yaşlar akar içime doğru,
Nereye akmasını bilmeden.

***
Parmak ile şiirler yazarım,
Zeminin derdini çekip.
Gözümdeki dilgir1 suratı,
Günler bırakamaz içikip.

Güneş ışık saçar başıma,
Gır-gır eser tepemde rüzgar.
Devler engel olur güneşe,
Rüzgar değmez bağrıma ne hal.

Yetiştiremeyin bulduğun babam,
Yen ucuna siler göz yaşın.
Yoksulluğun karşısında eğer,
Eğilmeğen o mağrur başın.

Parmak ile şiirler yazarım,
Yeşil yüreğime batırıp.
Hak mührüme inen yüreğin
Kalmayınca mürekkebi bitip.


***
Güneş yorularak
Alev dayaklarını
Torbasına koyarak
Toparlamaya başladı.
Tarladan yorgun dönen
Tabanı kırık (kazı aleti-ketmonlar).........
Tozlu yüzlerini yıkayıp
Bahçeye uzanıverdi.
Gün boyu sıkıntı çekip
Yatan namazşamgüller
Hazırlayıp kunguradar3
Elvan zurnalarını
Göğe doğru çalarak,
Hoş bazma çağırır
Serişve1 yıldızcıklar-
Semanın hürlerini.
Subutu yok ağaçlar
Kuvvet ile alkışlar,
Yaptığı iş seyretmek
Gündüz ile gece de.
Ay ise ağır-ağır
Tan bestesine baş sallar
Yerde aşık –maşşaklar
Gök sahnında hürler cem.
Tan ağardı,
Güneş geldi alev dayak kaldırıp
Şımarıklığımızı görse
Şüphesiz cezalar kesin-
Diye yıldızlar eve
Tek- tek girip gittiler
Gök sahna boşandı kaldı
Sanki su serpmiş gibi.
Gittiler maşşaklar2 da
Toplayıp zurnaların.



ÖZLEM GÖLGESİ

Koku dağıtır nazboyların3
kakülleri ,
İfarından
günün gönlü dolur mu
Gül ömrünü diken fasl-
kumarlara
Sizi buldum
sizsiz yaşamak mümkün mü
Yanmakta olan
ömürlerin lehcesine
İnce yürek riştesinden
sazlar yapayım.
Aşk önünde eğilmeyen
başlar için
Saçlarımı açıp-açıp
darlar yapayım.
Bunca sakin, bunca serttir
tahammülünüz,
Fırakların geceleri
didar talep.
Eritirim
donmakta olan dertleriniz,
Ganimet şu dakikalarda
yürek yakıp.(yüreği kurcalayıp)
Uçacağım semalara
kalacak aşk.
fır dönerek
muhabbetin kayesinde.(doruğunda)
Ben gaypten Sizi isteyip
Dileyip(diledim) aldım,
Kalıp gitmeyeyim
özleminiz sayesinde.



***
Gönül – damlayıp biten göz yaş
Vefa – yaşı – geçen oyuncu.
Ümitleri taslanan telefon
Bugün benden ister süyüncü2....
Anduhları çektim, tütedi
Zarar verdi ruh-i canıma.
Hoş haberden sevinmedi dil
İnkaz etmişti kalp kumganıma.
Dalgalanır bağrımda dere
Bırak kendi halime taş adam.
Ferişteyi arayıp kaç kere
Aşk deştine ekeriz adım.

***

Ben bilmiyorum
nasıl sevmeyi,
Yüreğime yakmışım ateş.
Gece haykırır yakarışlarımdan
Özlemlerim-budanmış (dalları kesilmiş) tut.
Rüzgar bilir mecnunluğumu,
Hasretimden tutululacak gün.
Sır saçılır gönül- sandığımdan
Yanar gider ateşimden gül.
Siz severseniz
bilerek seversiniz,
Belirtmiyorsunuz sırdaş yastığa.
Omuzunuz büyüklüğünden
Yağmayacak hiçbir nale de.
Dertler size pek çok alış(ık)mış,
Aşkın peymanesi1 dolmuyor.
Hüzürsüz hasret yaşıyor dım-dım,
Kucağınızda tahammül çiçek açar.
Tüylü yorgana gizlenerek
Hata ağlar yatağınızda.
Böyle büyük aşkı nasıl,
Taşıyorsunuz yüzünüzde.(benzinizde)


***
Hicran deştlerinde
kayboldum gittim.
Bulamadan gezerim
Visalına yol.
Aşkpeçan2 canıma
Batar sararak,
Benim susamamdan
Kuruyup gider çöl.
Göz yaşımdan su içti
Sabr fidanı
Visalın isteği
Yüreğe teskin.
Var mı acaba sahranın
sınırı sonu,
Saksavul3 dalına
dertlerimi asacağım.
Taşa mihrim verdim
geçmek imkansız.
Ağır dertlerle
Çöktüm hicrana.
Belki beklersin
Beni şahsuvar1,
Ayrılık süresi
biten kıyıda.

***
Kar yağıyor benzinizden
İlincin yalnız ayak yolların basar.
Kiprilerimle küreyeceğim karı
Ezilen şu dertler altında.
Yüreğime yağıverir kar,
Günler soğumaya başlar aniden.
Yalvaracak garip iltica
Oyun gider eksik kaderden.
Göğsünüzde türlenir dünya,
Siz inanan duygu temiz mi?
Geçen günler bin keyif sefa
Bana kalan günler oruçlu.
Kasasa el verir özlem,
Sükütteyim ateşler faslı,
Hey yüzüme atılmakta olan kar
Bilir misin kimliğim aslı?

No comments: